Bu makale 4979 kez okundu.

HAYAT HİKAYEM
25.02.1953 tarihinde doğmuşum.
Şöyleki:
Vilayet : Artvin
Kaza : Yusufeli
Köy : Demirköyü (Eski ismi: Nizgevan)
Mahalle : Cami mahallesi
Baba adı : İbrahim (Gülpaşa oğlu) merhum
Ana adı : Fatma (Yusuf kızı) yaşıyor
Kardeşleri : Cavit ve Zeki yaşıyorlar
Yukarıda beyan ettiğim gibi, fakir ve mutedeyyin bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. 1960- 1965 yılları arasında ilk okulu kendi köyümde bitirdim. Pekiyi derece ile mezun oldum. Bu arada bir iş kazası neticesi sol kolunu kaybeden merhum babamla çalışmaya başladım. Bir ara parasız ve yatılı imam-hatip okuluna gitmek istedim, gidemedim. Derken köyümüze İstanbuldan gelen Muh.İsrafil Demir (köyümüzden) hoca efendiden Kur'anı kerimi öğrendim. Tam beş günde Kur'an okumaya başladım. Köyümüzde Kur'anı kerim kitabını bulamadığım için, bir komşunun evinin çatısında yarısı kaybolmuş ve yarısı kalmış Kur'andan okumaya devam ettim. Daha sonra rahmetli babam Artvinden özel benim için Kur'an kerim getirttidi. Makamı cennet olsun. Derken fakirlikten dolayı babamla çalışmak için gurbete gittik. İki sene Ardahanda ve Posofda inşaatlarda amele ve usta olarak çalıştım. 1969 da köyümüze geldiğimizde yeni bir hoca efendi gelmişti. Ondan Kur'an okumaya ve hafızlık yapmaya başladım. Allah rahmet eylesin,Muh. Dursun Tokdemir isimli bu hocamızın yanında üçüncü sahifeden hafızlığa devam ederken, bu hocamızın teşvikiyle 1970 de Rize vilayetine bağlı Zavendik Kur'an kursuna (medreseye), Muzaffer isimli arkadaşımla beraber arapça okumak ve öğrenmek için gittik ve başladık. Arkadaşım alışamadı geri döndü. Ben yalnız kaldım.
Derken 1973 senesine kadar Merhum Muhterem Zavendikli Mustafa Yıldız hoca efendiden arapça okudum ve öğrendim. Bu arada hafızlığı bıraktım. Ama tecvid, talim, terbiye ve önemli sureleride Değerli Muhterem Fikri Özçelik hocamdan öğrenmeye çalıştım. Allah kendisine sıhhatü-afiyet versin.
1972- 1973 yıllarında dışarıdan imam- hatip okulunun birinci devresini bitirme imtihanlarına girdim. Bir bölümünüde İzmir imam- hatip okulunda verdiğim için diplomayı İzmir imam- hatip okulundan orta derece ile aldım. Medresede beraber okuduğum arkadaşlarımla icazet merasimine katılamadım. Çünkü o tarihlerde Rize de değil, İzmir de idim.
1973 sonlarında 1953/3 tertip olarak askere gittim ve kısa devre askerlik yaptım.Kısa devre askerlikten sonra tekrar İzmire geldim.(Parentez içinde: Askerliği Ankara Etimesgut da zırhlı birlik tank bölümünde yaptım. O acemelik esnasında namaz kıldığımızdan dolayı çok dayak yediğimizide burada anayım.)
1974 de İzmir müftülüğünde imam ve hatiplik için açılan imtihana girdim ve kazandım.Tire kazasına bağlı Kırtepe köyünde göreve başladım. Kırtepe köyünde görev yaparken çok taliplerim olmasına rağmen, takdiri ilahinin gereği bibi- halam kızı ile 1975 tarihinde evlen-dim. 1979 da Ömer isimli oğlum dünyaya geldi. 1981 de 12 eylül ihtilali oluncaya kadar Kırtepe köyünde acı- tatlı günlerimiz devam etti. Bulunduğum köy merkezi köydü. Çevre köylerde vaaz ve nasihat eden pek hoca yoktu. Bir çok müslüman, vaaz dinlemek için benim bulunduğum camiye geliyorlardı! Konuşmalarımdan rahatsız olan bir takım kominist ve solcu öğretmenler tarafından ve onlardan yana yer alanlar tarefından şikayet edildim. Önce kaymakamlık tarafında tahkıkat yapıldı. Sonra asliye ceze mahkemesinde mahkeme oldum ve ağır cezada yargılanmak üzere Ödemiş ağır ceza mahkemesine nakledildim. Bu ve buna benzer olaylar o kadar çok ve detaylıdırki, yazmaya kalksam cildler dolar.
Nasipmiş, biz mahkemelerle uğraşırken Almanyaya gitmek için işleri tamamladım ve vizeyide aldım. Ve istifa ederek 1981 in içinde Almanyaya gittim. Mahkeme devam ediyordu. Hakkımda tutuklama kararı çıkardılar ve ben tam on sene vatanıma gidemedim. Babamın, kayınvalidemin ve amcamın cenazelerinde bile bulunamadım.
Derken 1991 tarihinde, on sene sonra izine gittim. İzmir hava alanında tutuklandım ve İzmir ikinci şübeye götürüldüm. Bazı araştırmalar neticesinde dava murur-zamana, yani zaman aşımına uğradığı için, serbest bırakıldım. İzin sonrası dönüşte İstanbuldan Almanyaya uçmak isteyince, yine tutuklandım. Çünkü İzmirden kaldırılan tutuklama kararı İstanbul gümrüğünden silinmemiş. Onuda hallettim ve ogün- bugün serbest bir şekilde hemen hemen her sene gidip- geliyorum.
Çocukları 1983 de Almanyaya davet ettim. 1979 doğumlu oğlum Ömerle, 1981 doğumlu oğlum Faruk ve birde eşim vardı. 1984 senesinde Adil isimli bir oğlum, 1995 senesinde Muhammed İbrahim isimli oğlum dünyaya geldiler. Hepsi büyüdüler, adam oldular. Onlar için devamlı duam:
Allah, evlatlarımı ve nesillerimi imanda kamil, amelde salih, ibadette halis, her türlü bela ve musibetlerden salim eylesin.(Amin)
1981 senesinin dördüncü ayında Almanyanın Hildesheim Ayasofya camiinde göreve başladım. Arada ufak- tefek fasılalar harıç 2011 senesinin beşinci ayına kadar göreve aynı camide devam ettim. Tam otuz küsür sene...Tabir caizse, bir rekora imza attık! Kısa bir zaman Stadhagende, kısa bir zaman Köln'de, kısa bir zamanda Hollanda'da kısa kısa fasılarla görevlerde bulundum. İki defa, peş peşe (1985- 1986)sene-lerinde görevli olarak hacca gittim. Daha sonra ben ve zevcem 1998 de üçüncü defa hac ibadetini ifa ettik. Allah kabul etsin. (Amin)
Bulunduğum cami ve cemiyet ilk dönem bir teşkilata aitti, sonra başka bir teşkilata geçti. Daha sonrada tarafsız olarak benim gözetimimde devam etti. 2011 den itibarende ne alemde bilmiyorum. Çünkü ben ayrıldım.Emekliyim ve durumlara fazla nigehban değilim.Allah hidayet versin.
Şu ana kadar yazdığım dini ve ilmi yazılar, takribi olarak daktilo yazısıyla üçbin sahifeye ulaşmaktadır. El yazısıyla, yani kalemle musveddelerini yazdığım üçyüz küsür hutbelerim var.Hazır vaziyette bekliyen yirmiye yakın risalelerim var. Basılmış iki cild ''ÇAĞDAŞ HUTBELERİM'' isimli kitaplarım var ve diğerleri...Bu eserlerin ve yazıların hepsi internette
www.muderrisim.com isimli sitemde mevcuttur.
Aslında uzun ve kesif ilmi tahsil hayatım yoktur. Fakat göreve başladıktan sonra mesuliyyetimi müdrik olarak çok kitap okudum ve kendi kendimi yetiştirdim. Alim olduğumu asla iddia etmiyorum ama, kendi çapında bir bilgi birikimine sahip olduğumu söyliyebilirim. Arapçayı Kur’anı anlayacak ve Cuma hutbelerini arapça olarak irad edecek kadar biliyorum. Almancayı ise, derdimi anlatacak kadar konuşabiliyorum. İngilizce ise, 1973 de okulda öğrendiklerimle kaldım.