Bu makale 227 kez okundu.

Davud için Zebur, Musa için Tevrat, İsa için İncil ve Muhammed için Kur'an(Allah cümlesine salat ve selam eylesin)indirdirmiştir. İsimlerini zikretmiştir.Burada isimlerini zikrettiği ve kiminide icamalı olarak zikret tiği bütün kitaplarına iman ve itikad ederiz.İbni Mace katında ve Hasani Basrıden gelen rivayette Allah,yüz dört kitap indirmiştir.Allahın Resülle- rine indirdiği bütün kitaplarına iman ederiz. Her kim bunlardan bir şeyi inkar ederse, büyük olan Allaha karşı kafir olmuştur.

12.MESELE:Biz itikad ederizki: Allahın Resülleri ve Nebileri vardır.Ve bunlar çoktur.Bazılarının isimlerini vererek zikretti.Bazı alimler 25 Nebi ve Resülun isimlerinin zikredildiğini söyledi.Allahın Kur’anda kıssa etti- ği Nuh, İbrahim, İdris, İsmail,Zülkifl,Lut,Yunus,Süleyman,Davud,Musa,

İsa, Muhammed e diğerlerine iman ve itikad ederiz.(Allah cümlesine sa- lat ve selam etsin.)İsimlerini zikretmediği nebi ve resüllerine icmali iman ederiz.

13.MESELE: Biz itikad ederizki, Allahu teala kabirlerde olanları dirilte- cek, gelmesine şüphe olmayan günde onları muhasebe edecektir.Kur’an dan ayetler: Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacak sınız. Sizin hakkınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçilerinizi de yanınız da görmeyeceğiz. Andolsun, aranız açılmış, (tanrı) sandığınız şeyler sizi bırakıp gitmiştir.(Enam:94) Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, rahmâna birer kul olarak gelecektir. O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir. Bunların hepsi de kıyamet gününde Allah’ın huzuruna tek başına gelecektir.(Meryem:93-95) Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemiş ler.”(Yasin:51,52) Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak.Ve sinelerin içindekiler derlenecek.O gün Rableri onların bütün yaptıkla rından haberdardır.(Adiyat:9-11)

14.MESELE:Biz itikad ederiz ki, şüphesiz kader ve kaza haktır.Alemde hiç bir vaki olmaz.Ancak Allahın ilmi ve izni ile vuku bulur.Allahın iradesi,meşiet ve kudreti ile olur.Allahu teala: Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık. Ve bizim buyruğumuz tektir, göz açıp kapayıncaya kadar olup biter. (Kamer:49-50) Yeryüzünde vuku bulan veya başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılı olmasın. Kuşkusuz bu Allah’a göre kolaydır. Kaybettiklerinize üzülme yesiniz ve O’nun size verdikleriyle şımarmayasınız diye (böyle yapmış tır). Allah kendini beğenen, böbürlenen hiç kimseyi sevmez. (Hadid: 22,23). Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! Onlar, başla- rına bir musibet geldiğinde, "Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz" derler.İşte rablerinin lutufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır.(Bakara:155-157)

Peygamberimiz(sav) buyuruyor:Sana fayda verene haris ol (çalış), Allâh’tan yardım iste, âciz olma.Eğer sana bir şey isâbet ederse, şöyle yapsaydım, şöyle olurdu’ deme!.. Lâkin, ‘Allâh’ın kaderidir; Allâh dile- diğini yapar!’ de.” (Mecmu’atu’r-Resaili’l-Kubra) Abdullah b. Abbas -radıyallahu anhuma-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Allah rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ey çocuk sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun, sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı karşında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Bil ki ümmet eğer sana bir şeyle fayda vermek üzere toplansa, sana ancak Allah’ın senin lehine yazdığı şey ile fayda verebilirler ve eğer sana bir şey ile zarar vermek üzere toplansa ancak Allah’ın senin aleyhine yazdığı şeyle sana zarar verebilirler. Kalemler kaldırıldı ve sahifeler kurudu.» Başka bir rivayette: «Allah’ı dinini koru ki, Allah’ı önünde bulasın. Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin. Bil ki sana isabet etmeyecek olan isabet etmeyecektir, isabet edecek olan şaşmayacaktır. Bil ki zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır, her bir zorlukla beraber kolaylık vardır.»(Tirmizi)

CİBRİL HADİSİ

Cebrail aleyhisselâm, Hz. Peygamber'in de aralarında bulunduğu bir sahabe' topluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail (a.s.)'in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise "Cibril hadîsi" adı verilmiştir.

Abdullah b. Ömer'in, babası Hz. Ömer'den naklettiği bu hadis şöyledir:

"Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:

"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir." buyurdu. O zat: "Doğru söyledin." dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu."

"Bana imandan haber ver?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah'a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inan man, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır." buyurdu. O zât yine: "Doğru söyledin." dedi. Bu sefer:

"Bana ihsandan haber ver?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): " Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni muhakkak görür." buyurdu. O zat:

"Bana kıyametten haber ver?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) "Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir. " buyurdular. "O halde bana alâmetlerinden haber ver." dedi. Peygam- ber (s.a.s.):"Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir." buyurdu. Babam dedi ki: Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: "Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?" dedi. "Allah ve Rasûlü bilir." dedim. "O Cibrîl'di. Size dininizi öğretmeye gelmiş- ti." buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1).İşte ehli sünnet vel cemaatın kader ve kaza hakkında inancı ve itikadı budur. Kader ve kaza- ya böyle iman ederler.Bir musibet ettiği zaman,şöyle derler:Allah böyle takdir etti,O dilediğini yapar.Bu hüküm Allah kitabında vardır.Biz Allah- tan geldik Allaha gideceğiz. Her kim kaza ve kaderi inkar ederse, kesin olarak kafir olur.

15.MESELE: Biz itikad ederizki, kabir alemi nimet ve azap yeridir.Biz Allahtan isteriz:Kabrimizi ve kabrinizi cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin.Peygamberimizden gelen sahih rivayette şöyle buyurdular:Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir veyahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.(Tirmizi) Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:“Sizden biriniz veya ölü kabre konulunca simsiyah mavi gözlü iki melek ona gelir onlardan birine münker diğerine nekîr denilir. O iki melek şöyle derler:Bu Muhammed denilen adam hakkında ne dersin? O kimse ise ölmeden önce söylediğini aynen tekrar ederek: O Allah’ın kulu ve Rasûludür. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Muhammed’de onun kulu ve elçisidir. O iki melek derler ki: Senin böyle söyleyeceğini biliyorduk. Sonra o kabir yetmiş arşın kadar genişletilir ve aydınlık hale getirilir ve rahatça yat uyu burada denilir. O kimse bu durumu benim aileme dönüp haber verebilir miyim? Deyince o iki melek; gelin güvey gibi rahatça uyu gelin güveyi olan kimseyi ailesinden en çok sevdiği kimse uyandırır derler. O kişi o kabirde mahşer için diriltilinceye kadar rahat rahat uyur.
O kabre konulan kimse münafık ise Muhammed (s.a.v.) hakkında sorulan soruya; İnsanların peygamber dediklerini duydum bende aynen öyle söyledim, gerçek midir? değil midir? bilemiyorum diyecek. Bunun üzerine o iki melek; senin böyle söyleyeceğini biliyorduk derler. O kabre, sıkıştır onu denilir, kabirde onu sıkıştırır da kaburga kemikleri yerlerinden oynar. Allah onu böylece mahşer günü uyandırıncaya kadar azab etmeye devam eder.”(Nesâî, Buhârî)
Bunu destekliyen ayetler,yani kabir azbı hakkındaki ayetler:
Al- lah sağlam söze iman edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam tutar; Allah zalimleri de şaşırtır ve Allah dilediğini yapar.(İbra- him:27) Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, "Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım" der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden dirilti- lecekleri güne kadar bir berzah vardır. Sûra üflendiğinde artık ne aralarındaki akrabalık bağları işe yarayacak ne de birbirlerine soru sora- bilecekler!(Müminun:99,100,101) (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.(Gafir:46)Kı- yametten önce sabah akşam ateşe arzedilecek demek kabir azabı demek.

Her kabir azabına iman etmezse, onun imanı kabul olmaz,o kimse ile Al-

lah konuşmaz ve nazar etmez.Azabı elim o kimse içindir.

16.MESELE: Biz itikad ederizki,Allah şüphesiz mizan teraziyi kıyamet günü amelleri tartmak için koyar.Çünkü Allah hakimdir. Salih ameller terazının bir kefesine konur,kötü ameller diğer kefesine konur.Bu konu sahih hadis ve ayeti kerimelerle sabittir.Allah buyuruyor:Andolsun ki, Mûsâ ve Hârûn’a, günahtan sakınan, görmedikleri halde rablerinden korkan ve kıyametin kaygısını taşıyanlar için bir ayırma ölçütü, bir ışık, bir hatırlatıcı kaynak (kitap) verdik.  İşte bu Kur’an da bizim indirdiği- miz bereketli bir hatırlatıcı bilgi kaynağıdır. Şimdi siz onu inkâr mı ediyorsunuz?(Enbiya:48,49,50)

Allahımızdan istiyoruz,üzerimize hesabımızı kolay eylesin,hafif eylesin,

Lutuf ve rahmetiyle elimizden tutsun.İşte bu mizanın iki kefesi vardır. Hasenat bir kefesine,seyyiat bir kefesine konur.Kimin iyliği kötülüğün- den ağır gelirse,mübarek ve kutlu olsun ona,müjdeler olsun ona,keramet- ler olsun ona! Kötülüğü iyliğinden ağır gelirse, hüsran ve nedamet onlara olsun. Allahtan afiyet ve selamet isteriz.

17.MESELE:Biz itikad ederizki,şüphesiz kıyamet günü sahifeler ve amel defterleri var,insanlara dağıtılır. Kitaplar var kimi sağından alacak,kimi solundan alacak. Biz dua edip istiyoruz.Bize ve sizlere sahifelerimiz sağı mızdan teslim etsin.Bu konuda şu ayetleri okuyalım. Kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki "Alın kitabımı okuyun; Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum." Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir;Meyveleri kolayca devşirilebilir yüce bir cennettedir.Onlara "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak âfiyetle yiyin için" denir.(19-24)

18.MESELE:Biz iman ve itikad ediyoruz,ahirette cehennem üzerinden uzatılmış sırat-köprü vardır.Allah sizleri ve bizleri üzerinden geçerken ondan korusun!Sıratın tarifi:Kılıçtan keskin,ateşten daha hararetli,kıldan incedir. İnsanlar amelleri hasebince geçerler.Kimi yıldırım gibi geçer, kimi rüzgar gibi geçer, yarış atı gibi geçer.kimi koşarak geçer,kimi yürü yerek geçer, kimi topallaya topallaya geçer ve kimide yüzükoyu geçer.

19-MESELE: Biz itikad ederiz, öteki alemde havuz var.Allah onu kıya- metin arasatı kıldı. Ve denildiki, o peygamberimizin havzı kevseridir.Bu- na delil kevser suresidir.Kevser eğer o ise.Kevse suresinin meali: Şüp- hesiz biz sana Kevser’i verdik.Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, senin düşmanın (sana buğzeden)dir.(Kevser)

 

Son Güncelleme (Pazar, 31 Mayıs 2020 22:23)