Bu makale 209 kez okundu.

 

EHLİ SÜNNETİN ÖZETLE İTİKADI-1

Hamd alemlerin Rabbi olan Allaha mahsustur. Salat ve selam enbiya ve resüllerin en şereflisi Peygamberimiz Hz.Muhammede(sav)ve aline,asha- bına ve hepsinin üzerine olsun.

Şimdi bundan sonra,bu sahifelerde topladığım özet ve faideli olarak derc ettiğim şeyler ehli sünnetin akidesidir.Bütün çabamla Kur'an,sünnet ve selefin dediklerine dayalı olmasına önem verdim. Eğer doğru tesbit ettimse,sadece ve sadece Allahtan,eğer hata ettimse, nefsim ve şeytan- dandır.Allah ve Resulü hatalardan beridir.

Aziz kardeşlerim! Bizim akidemiz ehli sünnetin akidesidir.Ki, onu Peygamberimiz getirdi ve onuda Allah kitabında zikretti.Bende bunları 29 maddede topladım.

1.MESELE:Biz şöyle inanıyor ve itikad ediyoruz.İman,söz,amel ve aki- dedir. Yani kalben tasdıktır. Taatla artar,günahlarla noksanlaşır. Buna delil Allah subhanehu ve taalanın şu kavlidir.''Allah odurki,imanları üstüne,iman artınsınlar diye, müminlerin kalbine manevi huzuru indir- di.(Fetih:4)Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine: “- Düşman- larınız size karşı ordu hazırladı, o halde onlardan korkun.” dendiğinde bu söz onların imanını artırdı ve üstelik: “- Allah bize kâfidir ve O ne güzel vekildir”, dediler.(Ali İmran:173)Buda şüphesizki,muhakkak iman artar ve eksilir olduğuna delal eder. Evet iman taatla artar ve büyür. Taki,büyük dağlar gibi olur.Ve hatta taki, kalbte toz ve zerreler gibi olur.Kabteki ihlasla Allaha taatla ziyadeleşir.Allah için mutevazı olmakla,Allah ve Resulü için sevmekle artar.Zahiri ammellerle artar, nafileleri çoğaltma,cihadla,emri maruf ve nehyi anıl münker yapmakla ve sadaka vermekle artar.Ondan başka ilah olmayan Allaha yemin ederimki,Ebubekrin imanını, bizden birinin imanı gibi göremeyiz. Murci enin dediği gibi.

Bu konuda murcie aşıkare hata etmiştir. Öyleki,imanı sadece tasdık olarak görmüşlerdir.Ve şöyle demişlerdir:Her kim tasdık eder,kalbi ile itikad ederse, bu kifayet eder. İman artmaz ve eksilmez. Kesin olarak açık ve net hata etmişlerdir.Aslında belkide iman, artar ve ekslir.Bizden birinin imanı Cebrail (as) imanı gibi değildir.

İman:Sözdür,ifademiz,mümini bu dine sokan kelime-i şehadettir.Buna delalet eden sahiheynde rivayet edilen şu hadisi şeriftir. Abdullah bin Ömer (ra)’den rivayet edildi, peygamber (sav) buyurduki: Allahtan başka ilah olmadığına, Muhammedin Allahın elçisi olduğuna şehadet getirin- ceye, namaz kılıncaya, zekat verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum, bunu yaparlarsa, islam hakı müstesna kanlarını ve malla- rını benden korumuşlardı, hesaplarıda Allaha aittir. (Buhari ve Müslim) rivayet etti.

Akıl ve mantık yürüterek şunu söyleyenlerin sözleri doğru değildir.Şöyle diyorlar:Keime-i şehadeti söylemeden önce kişi bakar,delillerini araştırır. İşte bu söz sahih değildir.Fakat peygamberimiz(sav) ister arab,ister acem ister erkek,ister kadın hepsinden kelime-i tevhidi söylemelerini istedi. Onlara: Bakın,delillerini araştırın.Çünkü bu iki şey önce gelir,sonra bu sözü’’Lailaheillellah’’demek gelir demedi.

İman ettikten sonra,kevni ve şer’i Allahın ayetlerine nazar etmek ve tedebbür etmek imanı takviye edenlerdendir.Örneğin şu ayeti kerimede:

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için pek çok delil ve ibretler vardır.O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler.(Ali İmran: 190,191)Diğer ayetler: "Bakmaz mısınız? Devenin nasıl yaratıldığına, Göğün nasıl yükseltildiğine,Dağların nasıl dikildiğine,Yerin nasıl yayıl- dığına?"(Gaşiye:17-20)

İmanı tarifte,‘‘amel‘‘sözümüz ise,Şüphesizki amel imana dahildir.Yani amel imandandır,Mürcienin dedidiği gibi,amel imandan ayrılmaz. Mese- la:Her kim derseki,kalbimle Allahı seviyorum,ama camide namaz kılmı- yorum.Biz onu tekzip ederiz.Ve her kim derseki,kalbimle Allahı seviyorum.Fakat o kişi namaz kılmıyor,zekat vermiyor, hac yapmıyor.O- nuda tekzip ederiz.

Biz derizki,bu itikadidir,kalbin tasdikidir. Tekzip etmeyiz.

Şimdi her kim itikad eder fakat sözle ifade etmez,kelmeyi gücü yettiği halde söylemezse,o yalancıdır.

Her kimde itikad eder,dille söylerse fakat amel etmezse,bu kişide yalan-

cıdır.Ve her kimde dille söyler,amelde ederse,fakat itikad etmezse,bu ki- şide munafıktır.

Şimdi mümin ise,itikad eder,dille şehadeti söyler ve amel ederse. İşte bu kişi, imani sahih olan kişidir.Bizleri Allahın bu hal üzerine öldürmesini isteriz.

2.MESELE:Ve yine itakad ederizki,Büyük günah sahibi kişi,bir olan Allahın meşieti altındadır.Merhametlilerin en merhametli olanın meşieti altındadır.Eğer dilerse,ona merhamet eder,dilerse onu azap eder.Faka biz onun üzerine azabı ilahıden korkarız.

Her kim büyük günah işlerse,büyük günahları helal addederse,kesin kafir olmuştur.Fakat her kim içki içerse,zina ederse ve hırsızlık yaparsa, o müs lümandır.Bunları helak görmediği müddetçe. Ve biz derizki,bu kişi Alla- hın meşieti-dilemesi altındadır.

Mutezilenin dediği gibi demeyiz.Böyle kişi, iki menzile arasında bir menzile arasındadır. Ne müslümandır ve nede kafirdir.Mutezile burada hata ettiler.

Hariciler ise şöyle dedi,Her kim büyük günanı irtikap ederse, o kimse kafirdir,ebedi ateşte kalacaktır.Bunlarda bu konuda yalan söyleniş oldu- lar.

Biz ehli sünnet olarak derizki, o kimsenin müslümanlığı devam ediyor. Burada peygamberimizin(sav)şu sahih hadisini zikredelim. "Kişi, mümin olduğu halde zina ve hırsızlık edemez, içki içemez. Bunları yapan İslâm halkasını boynundan çıkarmış olur. Tevbe ederse, Allahü teâlâ tevbesini kabul eder." (Nesaî) Bunun manası şudur:O kimse müslüman- dır. İmanı irtifa etmiştir. Atanın ve başkalarının dediği gibi.Kişi zina işle- diği halde iman başının üzerinde gölge gibi durur. Fakat o kimse islam dairesinden çıkmaz.

İslam: Geniş bir dairedir.İçinde iman dairesi vardır.İman dairesi içinde ihsan dairesi vardır. Şimdi her muhsin mümindir,her mümin müslüman- dır,fakat her müslüman mümin değildir,her müminde muhsin değildir.Bu böyle biline!

Şu ayetler büyük günan işliyenlerin tekfir edilmiyeceğine delildir.Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.“(Nisa:48) Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahla rının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağış layabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.(Ali İmran:135)

Geride geçtiği gibi bu hadiste delildir.Şüphesiz peygamberimiz(sav) kendi zamanında taşlanmış zinakarı,içki içeni ve hısızlık yapanı dinden çıkmış ilan etmedi. Bilakis onları müslümanların kabristanına defnetti- ler.Buda böyle biline!

Ve yine peygamberimiz(sav)e içki içen getirildi.İnsanlarla beraber onu taşladılar.Taşlayanlardan biri o kişiye hakaret etti.Peygamberimiz şöyle buyurdu:Ona lanet etme?Nefsim yedi kudretinde olana yemim ederimki, o Allah ve Resulünü seviyor.(Buhari) Buda müslüman olduğunu ortaya koyuyor.

3.MESELE:Biz itikad ediyoruzki,Allahın rububiyyetini müşrikler ikrar ediyorlardı.Fakat her kim Allahın rablığını ikrar ederde,İlahlığını ikrar et mezse, Allah katında,bu o kimseye fayda vermez.Fıravun bile Allahın rububiyyetini ikrar ediyordu. İnkar etmiyordu.Rububiyyet tevhidi:Kesin olarak Allah halıktır,rızık verendir,kainatı idare edendir ve kainatta tasar ruf sahibidir.Bu yönleri ile müşrikler ve Fıravunda tevhidi kabul ediyor lardı.Musa Fıravuna şöyle dedi: "Çok iyi biliyorsun ki, bunları birer ibret olmak üzere ancak göklerin ve yerin rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de öyle düşünüyorum ki hakikaten senin işin bitik!(İsra:102) Musa şöyle demeye devam etti:Ey melun,ey aşağılık! Sende biliyorsunki,bu ayetleri ve kelamı indirmedi,bu yeri ve gökleri bina etmedi.Ancak Allah indirdi. Fakat sen inkar ediyorsun? Fravun görünürde rububiyyeti inkar ediyordu fakat içinden biliyordu.Bundan dolayı kavmine şöyle diyordu: Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmü yor musunuz?”(Zuhruf:51) Bu şekilde inkar etti.Ama içinden biliyordu.

Müşrikler,Ebucehil,Ebuleheb,Umeyye ibni Halef ve benzerleri Allahın rububiyyrtini ikrar ediyorlardı.Fakat Uluhiyytini inkar ediyorlardı.Allahu teala şöyle buyuruyor: Şayet o inkârcılara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı yasalarına boyun eğdiren kimdir?" diye soracak olsan, hiç tereddütsüz "Allah’tır" derler. O halde haktan nasıl yüz çevirirler? Kul- larından rızkı dilediğine bol bol, dilediğine de ölçülü veren Allah’tır. Allah her şeyi hakkıyla bilir.  Yine onlara, "Göklerden su indirip de onunla ölü toprağa hayat veren kimdir?" diye sorsan, hiç tereddütsüz "Allah’tır" derler. De ki: "Hamd Allah’a mahsustur; ama onların çoğu akıllarını kullanmazlar."(Ankebut:61,62,63)Fakat Allahın ulyuhiyetini kabul etmiyorlardı.Çünkü İlah,mabud demektir.Tek ve hakiki mabud Al- lahtır. Bütün bunlardan ortaya ortaya çıkan şu:Her kim Allahın yaratan, rızık veren, ve Allahın tasarrufçusu olduğunu ikrar eder fakat,Allaha kul- luk etmezse ve yahut ibadette Allahın tevhidiyyetini ikrar etmezse,o kim- se cehennem ehlidir.

4.MESELE: Biz ise,Allahın uluhiyyetine itikad ederiz.Bu da ibadette tekliğidir.Alla- hın yaratan, rızık veren, kainatı idare eden ve tek yetkiisi olduğuna inandığımız gibi,Allhın ilahlığına,yani uluhiyyetine itikad ederiz. Bu, şu dmektir:İbadet konusunda Allahın tek olduğuna,Allahtan başkasına iba- det edilemiyeceğine itikat etmek demektir. Her kim ibadetlerde Allahtan gayri birilerine böyle bir şey yaparsa, o müşriktir.

Bu konuda şunu iyi bilmek gerekir:İbadet nedir? Dua bir ibadettir.Kim Allahtan başkasından bir şey isterse, o da müşrik olur.Kabirlerden,yatır- lardan dua ederek istemek gibi…

Bu tüm peygamberlerin davetidir.Nuh,İbrahim,İsa,Musa,Hz.Muhammed ve diğerleri.(Allahın salat ve selamı hepsinin üzerine olsun.)Bunlardan her biri kavmini: Andolsun ki Nûh’u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız (İLAHINIZ) yoktur. Doğrusu ben, üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."(Araf:59) bu kelimeye çağırdı.İşte bu,Allahu teaalanın tevhidir.Diğer ayetlerde: Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): "Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.  Hayır! Yalnız Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol!(Zümer:65,66) Bil ki, Allah’tan başka tanrı yoktur. Kendi günahın için, erkek kadın müminler için Allah’tan af dile. Ne yapacağınızı ve yerinizin neresi olacağını Allah bilir.(Muhammed:19)  Bilinmeli ki halis dindarlık yalnız Allah için olanıdır. Allah’tan başka şeyleri kendilerine koruyucu kabul edenler, -ki sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz" diyorlar- ayrılığa düştükleri konularda Allah onların arasında hükmünü verecektir. Yalancı ve inkâra saplanmış kimseyi Allah kesinlikle doğru yola yönel tmez.(Zümer:3) De ki: "Ben, yalnızca sizin gibi bir insanım. Şu var ki,

 

Son Güncelleme (Pazar, 31 Mayıs 2020 22:39)