Bu makale 17 kez okundu.

 

KAYNAKLARDAN İLMİ İNCELEME:

EHL-İ KİTABIN (HRİSTİYAN VE YAHUDİLERİN)

KESTİĞİ YENİRMİ ?

İZAH VE İKAZ

01–Bu bir Fetva değildir.

02–Sadece bir araştırmadır.

03–Kesim ve besmele ele alınmıştır.

04–Kaynaklardan sadece bu konu ile alakalı kısım özetlenerek aktarıl- mıştır.

05–Kimsenin hakkı değildir: Allah´ın helal dediği şeye haram demek.

06–Genel kani: Ehl- i kitabın kestiğinde bizim için geçerli olan kesim şekli aranmaz.

07–Allah, onların nasıl inandığını, nasıl kestiğini ve kesim esnasında ne söylediklerini ezeli ilmi ile bildiği halde, bize helal kılmıştır. (Maide:5)

08–Allah´tan başkası adına kesilen hayvana dikkat çekilmiş ve haram kılınmıştır.

09–Fakat bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar sadece et için kesiyorlar. Her hangi biri adına kesmiyorlar.

10–Velev ki Mesih ve Üzeyr adına kesilse de bazı alimlere göre yenmesi caizdir.

11–Peygamberimize Hayberde ikram edilen koyun etini tefekkür edelim.

12–Başı koparılan tavuk olayını tefekkür edelim.

13–Onların din adamlarının yedikleride bu etler olduğunu unutmayalım.

14–Besmele konusu mezhepler arası ihtilaflıdır. Buhari hadisini gözden geçirelim.

15–Ehl-i kitap konusunu varmı-yokmu tartışmaya gerek yok. Allah bu konuyu bizden daha iyi bilir.

16–Kur´an da Allah´ın haram dediği şeyler, ister müslüman kessin, ister ehl-i kitap kessin fark etmez, o zaten haramdır. Örneğin: Leş, domuz eti ve benzerleri.........

17–Kesim konusunda, elektrik ve benzeri şeylerle kesimi yapılan kesim ise, hayvan ölmeden,hayat işaretleri; Ayaklarını, gözlerini ve benzeri organlarını hareket ettirirken kesilirse yenir, helaldır. Delil: Maide, 3. ayetidir. Ayette bazi şeyler sayılıyor ve “ İLLA MAZEKKEYTUM ” emr-i celil ile helal olduğu beyan ediliyor.

18–Dini kullanarak, kimse Allah´ın mubah dediği, helal dediği ve ekseri ulemanın caizdir dediği şeyleri haram kılamaz.!

19–Din adına ve dine hizmet adına da olsa, böyle bir hak kimseye verilemez.

20–Dünya çıkarları için, Ahmet yaparsa haram, Mehmet yaparsa helal diye bir ilke yoktur.

21–Bazı menfaatler bu olayı kendi çıkarları için mazur gösteremez.

22–Helal bellidir, haram bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. Eğer bu konuda şüphesi olan var ise veyahut takvaca hareket etmek istiyorsa, bizim ona tavsiyemiz: Kendi kessin,besmele çeksin veya böylece kesim yapandan ve itimad ettiği şahıstan almasıdır.

23–Kişilerin, Allah´ın helal ve mubah dediği şeylerden istifade etme hakkı vardır.

24–Kitabi dediğimiz Yahudi ve hıristiyan kadınlarla evlenen müslüman erkeklerin nikahını kıyıyoruz da, kesime gelince,neden kırkdereden su getiriyoruz. Bu ne biçim anlayıştır?

25–Bu makale, her hangi bir art niyetle yazılmamıştır.

26–Tekrar ediyoruz: Bu bir Fetva değil, incelemedir.

27–İlmi ve dini konularda ihtisası olmayanların bu konu hakkında fikir beyan etmesi, ileri geri konuşması çok tehlikelidir.

28–İtirazı olanlara tavsiyem: Kaynakların isimlerini ve cild-sahife numaralarını yazdık, oraya muracaat etsinler, kendileri incelesinler.

29–Son söz: Kur´an ve Sünnetindir.

30–Bu yazıyı kaleme alan kişinin kendisi ehl-i kitabın varlığından şek içinde olduğundan(15.maddeye sadık kalarak)dolayı kestiklerinden yemi yor ve ehl-i kitabın kadınlarıyla evlenmeyi caiz görmüyor desede, hakıkatler ortada. İnananlarada aynı şeyi tavsiye ediyor.

Muderrisim hoca, Almanya :06-01-2000

SORU: EHL-İ KİTABIN KESTİĞİ YENİRMİ ?

CEVAP: Aşağıda ki kaynaklarda beyan edilmiştir.

KAYNAK:1

Ehl-i kitabın (Yahudi ve Hıristiyanların) kestiklerinden yemek mubahtır. Kesmeye ihtiyacı olmayan meyvelerini tahıllarını yeme konusunda ulema arasında ihtilaf yoktur, yenmesi caizdir. Meydana gelmesinde amele ve yapmaya gereksinimi olan ekmek yapmak, meyve suları (meşrubat) gibi şeyleri imal etmek, yani bunları ve benzerlerini ehl-i kitabın yapması zarar vermez ve bunların hepside yenir ve içilir. Hatta hayvan kesiminde hıristiyanların kesim esnasında, mesih adını anarak ve yahudiler, Üzeyir adını anarak kesseler yenir. Çünkü onlar bunu kendi millet (din) leri üzerine kesiyorlar. ( Ettefsir-ul munir,Prof.Dr.Vehbe Zuheyli – Cild:5-6 , sahife:18 )

KAYNAK :2

Onların ( Ehl-i kitabın) yemekleri, yani kestikleri size helaldır. Sizin yemekleriniz de onlara helaldır. Onlara yemek yedirmenizde de bir sakınca yoktur. Bu, hem onlara, hem size caizdir.

( Eyserut-tefasir, Ebu bekir Cabir el-Cezairi – Cild:1 , sahife:593 )

KAYNAK :3

“ Yemeği size helaldır ” cümlesinden, anlaşılan mana; Onların kestikleri hayvanlardır. Onların bu görüşlerinden söylediğimiz şeylere rağmen, İbni Abbas, Ebu Derda, Şa´bi ve Ata´dan rivayet ettiklerine göre bu cümle genel ve kapsamlıdır. Çünkü hiçbir şeyi hariç tutmadan ehl-i kitabın yemeğini müslümanlara helal kılmaktadır. Hıristiyanların kiliselere adak olarak kestiklerine varıncaya kadar ve hatta üzerine mesih´in (İsa`nın) adının anıldığı şeylere kadar.

Beğavi´nin ibni ömer´den yaptığı bir rivayete göre ibni Ömer, üzerine mesih´in adının anıldığı şeyi haram kabul etmiştir. Sonra Beğavi: “ Fakat ilim ehlinin çoğu, bunu helal olduğu görüşündedir demiş ve Şa´biye bunun sorulduğunu, Şa´binin : O helaldır.

Allah, onların ne söylediklerini bildiği halde onların yemeklerini helal kıldı, dediğini de aktarmıştır. Bu müfessirin bizzat kendisi (Beğavi) ; Yahudi veya hiristiyan biri, hayvan kesince eğer Allah´tan başkasının adını anarken duyarsan onu yeme. Eğer sen görmeden kesilmiş ise Allah sana helal kılmıştır görüşünü Hasan´dan rivayet etmektedir.

Kasımi, İmam ibn-ul Arabi´nin bu konuda; “Onların şeriatında helal olan (domuz ve benzerleri müstesna) bize de helaldır“ dediğini aktarmıştır. Ve buna örnek olarakta tavuğun boynunu çekip kopardıklarında helal demiştir.

Reşid Rıza diyor ki:“ Bize görünen şu ki, bizzat dinimizde haram kılınan domuz eti, leş, akıtılmış kan, ve üzerine Allah´tan başkasının adının anıldığı kesin olarak bilinen şeyleri (Mesih´in adı hariç; Çünkü onların yorumunda Mesih, Allah´ın kendisidir) katmadığımız takdirde, yiyecekleri ve kestikleri helaldır.( Et-tefsir´ul-hadis, İzzet Derveze – Cild:7, sahife: 32-33)

KAYNAK: 4

İbni Abbas, Ebu Umame, Mücahid, Said ibni Cubeyr, İkrime, Ata, Hasan ve Mekhul, “ Ehl-i kitabın yiyeceklerini, kestikleri“ ile tefsir ettiler. Ve onların kestiklerinin, bütün islam alimleri tarafından mülüman olanlar için helaldır konusunda icma etmişlerdir. Hemen burada şunuda ilave edelim: Hayber ehli Hz. Peygamberimize bir koyun eti ikram ediyorlar. Hayber ehlinin ehl-i kitab olduğunu bildiği halde nasıl kesildiğini sormadığı gibi, helal veya haram olduğunuda sormadı. ( Haza helal ve haza haram, Abdul-kadir Ahmed Ata – Sahife:148)

KAYNAK:5

“ Taamullezine utül kitabe “ cümlesi her yiyeceğe şamildir ve umumidir. Kestikleri ve pişirdikleri bize helaldır. Bizzat haram( Leş, domuz eti, akmış kan ve benzerleri gibi ) olanlar olmadığı zaman, kestikleri ve ürettikleri her şey helaldır. Kesim esnasında Allah´ın adından gayrısının ismi zikredilirse, bu konuda bazı alimler helaldır, bazıları ise, haramdır demişlerdir.

Ebu Derda´ya, kilise için kesilen bir koçun etinin yenilip-yenilmiyeceği sorulmuş, o da ” Onlar ehl-i kitaptır, taamları ve kestikleri bize helaldır ” demiştir.

İmam Malik´e, ehl-i kitabın kilise ve bayramları için kesilenlerden sorulmuş, o da şöyle cevap vermiştir: ” Mekruh derim, ama haram diyemem. Allah´ın adının gayrısı adına kesilme korkusundan dolayı, takva açısından mekruh sayarım.”

Ayetin tefsirinde özet olarak Kadı İbn-ul Arabi şöyle diyor: ”Mutlak olarak teyyibattan olan yemeklerini ve kestiklerini, Allah bizlere helal kıldı. Hatta bana, bir hıristiyanın tavuğun boynunu kopararak pişirdiğini, bunu taam sayılıp-sayılmayacağını, yenilip-yenilmiyeceğini sordular. Bende: Yeneceğini, zira bu yiyeceğin onların din adamları ve rahipleri- nin yiyeceği olduğunu beyan ettim. Bu hal her ne kadar bizim nezdi- mizde şer´i bir kesim değilsede, Allah onları bizden daha iyi bildiği halde, onların yiyeceklerini bize helal kıldı.”

Alimlerimiz şunda ittifak ettiler: ” Kadınlarını alıyoruz, evleniyoruz ve cinsel ilişkide bulunuyoruzda, bu bize helal oluyorda, neden onların yiyecekleri ve kendilerine göre kestikleri bize helal olmasın?”

Ayetin genel manası içinde ( Maide 3. ve 5. ayetler) anlaşılan odur ki, elektrik şoku ve benzerleri ile kesimi yapılan hayvanların etleri helaldır. (El-helalu vel-haramu fil-islam, Prof. Dr.Yusuf El-Kardavi-Sahife: 60-63)

KAYNAK: 6

İslam, ehl-i kitab´a dini hürriyetini kendilerine terk etmekle iktifa etmiyor, onları islam toplumu içinde terk edilmiş ve kendi kendinize ne haliniz varsa görün dememiş. Ancak islam, sosyal münasebet ve teşrik-i mesai atmosferini tavsiye etmiş, meveddet, güzel davranışlarda bulunma, bir arada yaşama gibi beşeri ilişkilerde bulunmayı tavsiye etmiştir. Bu nedenle, taamlarını ( yiyeceklerini ve kestiklerini ) müslümanlara helal kıldı.Ta ki, karşılıklı ziyaretler,misafirlikler, yeme ve içmeler bir düzen içinde tamam olsun diye. Ve hatta toplumun bütün bireyleri meveddet ve hoşgörü gölgesinde yaşasınlar diye, böyle prensipler koymuştur, islam dini. ( Fi zilalil - Kur´an , Prof. Dr. Seyyid Kutub – Cild:2, sahife: 848 )

KAYNAK: 7

“ Kendilerine kitap verilenlerin “, ( yahudi ve hıristiyanların ) Yemekleri:yiyecekleri ve kestikleri size helal kılınmıştır; yemeniz mümkündür.

İbn Abbas´tan rivayet edildiğine göre, kendisine ´Arap hıristiyanların´ kestiklerinin durumu sorulmuş: O da “HELALDIR”cevabını vermiş. Bütün tabiin kuşağıda aynı görüştedir.

Hatta, yahudi ve hıristiyanın Allah´tan başka birisinin adını anarak kestiği; mesela hıristiyanın Hz. İsa´nın ismini zikrederek boğazladığı hayvanın etinin yenilebileceğini pek çok alim ileri sürmüştür. Çünkü onların kestiğini helal kılan yüce Allah, ne diyeceklerini gayet iyi bilir.

Hasan der ki:”Yahudi ve hıristiyanın Allah´tan başkasının adını anarak kestiğini bizzat görür, işitirsen yeme. Ancak, o iş senin gıyabında yapılmışsa ye. Çünkü Allah onu sana helal kılmıştır.”

Kitap ehlinin yemekleri size helal olduğu gibi, sizin yemeklerinizde onlara helaldır. Onları yedirip içirmede sizin için herhangi bir sakınca yoktur. Onlara gıda maddesi satmanız caizdir.(Ruhul-beyan muhtesarı, İsmail Hakkı Bursevi – Cild: 2, sahife: 380-381)

KAYNAK: 8

Bizim şeriatımızda yemesi helal olan bir hayvanı kitabi biri kesse, kestiği yenir. Bunun delili Maide suresindeki 5 numaralı ayettir.

İbn-i Abbas ve Cumhuri müfessirin görüşü, yiyeceklerinden maksad `kestikleri`dir. Allah biliyor ki, onlar keserken Allah adından gayrısının adını anarak kesiyorlar. Ama onların kestiklerini bize helal kılıyor. Bazı ulema, kitabinin kesme esnasında Allah´ın adını anmayı şart koşuyor. Fakat müslüman, kitabinin (yahudi ve hıristiyanın) Allah adını veyahut gayrısının adını andığını bilmiyorsa kestiği yenir. Zuhri´den rivayet ediliyor ve o diyor ki:” Arap hıristiyanların kestiği yenir. Eğer Allah´ın adından başkasının adını söylediğini duyarsan yeme ve eğer duymazsan, şunu bil ki, Allah onların küfrünü bildiği halde, onların kestiğini size helal kıldı. “( Buhari – ( El-helalu vel-haramu fil-islam, Eş-şeyh Ahmed Muhammed Assaf – Sahife:283)

KAYNAK: 9

Müfessirlerin cumhuruna göre, “ kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği sizin için helaldır.”

ayetindeki yiyecekten maksad, kitap ehlinin kestiği hayvanların etleridir. Onların yetiştirdikleri sebzeler ve pişirdikleri ekmekler değil. Zira onların kestikleri bizzat onların kesimleriyle helaldır. (Ahkamu- Kur´an, Prof. Dr. Muhammed Ali Sabuni – Cild:1, sahife: 468-469)

KAYNAK: 10

Ebu Hanife, Ebu Yusuf, Muhammed ve Züfer dediler ki: “İster arap, ister acem olsun, yahudi ve hıristiyanın kestiği ( üzerine Allah´ın adını andığı zaman ) yenir. Eğer hıristiyan üzerine mesih´in ismini anarsa, ister arap olsun isterse acem olsun fark etmez, kestiği yenmez.“ İmam Malik ise“ kiliseleri için kestiklerini mekruh görürüm“ dedi.........Evzai şöyle dedi:“ Bir hıristiyan mesih´in ismini anarak köpeğini saldı av avladı, o yenir.

Ehl-i kitabın kilise ve bayramlarında kestikleri yenir.“ Bu konuda Mekhul´de bir beis görmemektedir. Hatta Mekhul şöyle diyor:“ Bunların nasıl ve niçin kestikleri biliniyordu, Kur´an nazil olmadan. Ama Allah kitabında bunu helal kıldı.“( Ahkamul Kur´an, Ebu Bekir El-Cessas – Cild:1, sahife:322)

KAYNAK: 11

İmam Kurtubi diyor ki:“ İbni Abbas (r.a) şöyle dedi:( En´am: 121. ayeti zikrederek, ve daha sonra, Maide: 5. ayetini de bundan istisna ederek ) yahudi ve hıristiyanların kestikleri helaldır.

Her ne kadarda hıristiyanın, kesim esnasında Mesih´in adını, yahudilerin ise, Uzeyr´in adını ansada kestikleri helaldır. Çünkü onlar, kendi dinleri üzerine kesiyorlar.“

İmam Ata şöyle dedi:“ Mesih adına dese de hıristiyanın kestiğinden ye. Zira, onların ne dediğini bildiği halde Allah, onların kestiklerinden yemeyi mubah kıldı.“

El-Kasım bin Muhaymere şöyle dedi:“ Her ne kadar bir kilise adını kesim esnasında söylese de, onun kestiğinden ye.“

Kesim esnasında besmeleye gelince:

İmam Malik´e göre: İster kasden, ister unutarak kesilen her hayvanın eti haramdır.

Ebu Hanife´ye göre: Eğer besmeleyi kasden terk ederse haramdır. Unutarak keserse helaldır.

İmam Safii´ye göre: İster hataen, ister kasden olsun besmeleyi terk etmek zarar vermez. Kesenin kesmeye ehil olduğu zaman kestiği helaldır.

Bu konuda Hz. Aişe validemizin rivayet ettiği, Buharinin tahric ettiği hadiste ise şöyle buyuruluyor:Hz. Aişe (r.a):“Bir cemaat Peygamberimize dediler ki, bazı insanlar bize et getiriyorlar. Fakat biz onun kesim esnasında besmele (Allah´ın adı) çekildimi-çekilmedimi, anıldımı-anılmadımı bilmiyoruz, ne dersin? Peygamberimiz buyurdu ki, siz üzerine besmele çekin ve yiyin. (Hatta Hz. Aişe validemiz şu ilaveyi yapıyor: bu konuşma-hadise onların – `eti getirenlerin` – küfür içinde oldukları zamandı.) ( Buhari - Fıkh-us Sünne , Seyyid Sabık – Cild:3

sahife:188-189)

KAYNAK: 12

Kesimin sıhhati için şartlar vardır. Kesene, kesilene ve kesme aletine taalluk eden şartlar. Hayvanı kesecek olana taalluk eden şartlardan biri müslüman veyahut kitabi olmasıdır. Bilindiği gibi kitabi´den maksad yahudi ve hıristiyandır. Delil ise, Maide 5. ayettir, kestikleri helaldır. ( Tüm şartları burada zikretmek mümkün değil ve hem konumuz o değil. Konumuzu alakadar eden şartı ise, özetleyerek aldık.) ( El-fıkhu El-menheci ala mezhebil-İmam Eş-şafii , Dr.Mustafa Hin, Dr. Mustafa Buğa ve Ali Eş-şerbeci – Cild:3, sahife:43-44)

KAYNAK: 13

Ahkam´ı Kur´anda Ebu Bekir er-Razi der ki:” İbnu Abbas´tan, Ebu´d-derda´dan, Hasen ve Mücahid,Ibrahim, Katade ve Suddi´den rivayet edilmiştir ki: ( ve taamullezine utül kitabe) den maksad ´kurbanlıklardır´. Şu halde bir yahudi veya hıristiyanın kestiği acaba ne ad ile kesti diye araştırmaya kalkışmayarak ve dış görünüşleriyle yetinerek yemek caizdir. Fakat bir hıristiyanın, mesela bir koyunu keserken veya ava köpeğini salarken “Mesih´in adına” dediğini duyan bir müslümanında o koyundan veya avdan yemesi caiz olmaz. (Hak dini Kur´an dili Tefsiri, Elmalılı M.Hamdi Yazır – Cild:3; sahife:65

KAYNAK: 14

Müslim, yahudi ve hıristiyanın boğazladığı yenilir, helaldır.

( Ebul-Hasen Ahmed b. el-Bağdadi, Kitabul-Kuduri – Sahife:362)

KAYNAK: 15

Hayvanı kesen kişinin ehil olması, yani müslüman, akıllı, buluğ çağında veyahut mümeyyiz yaşta bir çocuğun olmasıdır. Bu kişinin kadın olması veyahut kitabi ( yahudi ve hıristiyan) olmasında bir beis yoktur. ( Minhacussalihin, Ebu Bekir Cabir El-Cezaivi – Sahife:473)

KAYNAK: 16

İbn-i Hacer el-Heytemi, Fetva-i kübrasında şöyle beyan ediyor :”Kafirlerin ve putperestlerin beldesinde müslümanların meskun olduğu mahallede kesilmiş bir koyun bulundu. Orada da mecusi, yahudi ve hıristiyan yok. Bu mahallede bulunan bu kesilmiş koyunun yenmesi helalmıdır değilmidir? Cevap verdi: Şüphesiz bir mahalle ki orada kesimi helal olan Müslim, yahudi ve hıristiyan vardır ve kesimi helal olmayan mecusi, putperest ve mürted varsa ve bu beldede çok kesilmiş koyunlar var ise, kesimi helalmı-değilmi? şüphe var ise, aslolan ademiyettir.” ( Fetava-i Kübra – Cild:1, sahife:45)

KAYNAK: 17

Kitab ehlinin boğazladığı eti yenen hayvanların etinden yemek mubahtır. NASIL KESTİKLERİ ARAŞTIRILMAZ. Buna gerek yoktur. Ancak Allah (c.c ) adıyla değilde başka birinin adıyla boğazladıkları görüldüğü taktirde-Fukahanın çoğuna göre-yenilmez. ( Celal Yıldırım, Kaynak- larıyla İslam Fıkhı – Cild:4, sahife:119 )

KAYNAK: 18

Boğazlayan kimsenin ya Müslüman yada Ehl-i kitab (yahudi ve hıristiyan) olması, bunlar ister ehl-i harb olsun, ister olmasın fark etmez, hepsinin kestiği yenir. Dinsizin biri ya yahudi, ya da hıristiyan dinine girse, onunda boğazladığı helal olur ve yenilir. ( 1 – Fetevayi Hindiyye,

2 – El-Mebsut, Şemsul-eimmei Serahsi )

KAYNAK: 19

“Kitap verilenlerin yemeği” ifadesi, onların her yemeğini içine alan şumullü bir ifadedir: Kestikleri, tahılları.... ve her türlü yemekleri....... Leş, akan kan ve domuz eti gibi bizzat haram olmadığı müddetçe bütün yiyecekleri bizim için helaldır. Ancak leş, kan ve domuz eti ehl-i kitab veya faraza bir müslümanın yemeğide olsa icma ile haramdır, yenmesi caiz değildir.

İmam Malik, ehl-i kitab´ın, kiliseleri ve havraları için kestikleri hayvanlar hakkında bir soruya şu cevabı vermiştir:”Onu haram değil, fakat hoş da görmem.

Şu anlatmaya çalıştığımızın ışığında, elektrikli ve benzeri aletlerle kesilmiş olsa bile, ehl-i kitabtan ithal edilen tavuk ve sığır eti konservelerinin de hükmünü anlamış bulunuyoruz ki, onlar bunu boğazlanmış ve helal olarak kabul ettikleri müddetçe ( ayetin umumi anlamına uyarak....) bize de helaldır.

( Hadislerle Kur´an-ı Kerim Tefsiri – Cild:5, sahife:2142)

KAYNAK: 20

İbn Ebu Hatim der ki:” Bana Abbas ibn Velid........ Mekhul´den nakletti ki, o şöyle demiş: Allah´u teala önce “üzerine Allah´ın adının anılmadığı şeyi yemeyin.” ayeti inzal etmiş, sonra müslümanlara acıyarak bunu neshedip “Bugün size iyi ve temiz olanlar helal kılındı....” ayetini inzal buyurmuştur. Bu ayet onu neshetmiş ve ehl-i kitabın yemeğini helal kılmıştır. Bu sözde Fihi nazar.( Muhtasar, ibni Kesir-Cild:1;sahife:486)

KAYNAK: 21

“ Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri de sizin için helaldır.” Denildi ki: Bu , onların kestikleri hayvanlardır. Ve denildi ki: Bütün yemekleri demektir. Bu konuda hıristiyanların hepsi eşittir.........

Abdullah ibni Abbas´a arap hıristiyanların kestikleri sorulduğunda; bir beis yoktur. Demiş ki: Tabiinin hepsinin kavli budur. Ebu Hanife ve arkadaşlarıda bu görüşü benimsemişlerdir.

( Zemahşeri, Keşşaf – Cild:1, sahife:595)

KAYNAK: 22

İbn Cerir der ki; bize Kasım........... Ali´den nakletti ki: O şöyle demiştir:” Eğer vurularak, yuvarlanarak veya süsülerek ölmek üzere olan hayvana yetişirseniz, o ön veya arka ayaklarını kımıldatıyorsa onu yiyin.

Davud, Hasan; Katade, Humeyd, Dahhak ve başkalarından da böylece rivayet edilmiştir.

Onlara göre kesilen hayvan kestikten sonra canlılığa delalet eden bir nevi kımıldamada bulunursa helaldır. Bu görüş fukahanın cumhurunun görüşüdür. Ebu Hanife, Şafii ve Ahmed ibni Hanbel de aynı şekilde demişlerdir. (Muhtasar, İbni Kesir – Cild:1, sahife:180)

KAYNAK: 23

Kesimi yapan kişi kitabi ise, gayr-i müslimin kestiği yenir, helaldır. Yani, yahudi ve hıristiyanlar gibi semavi bir kitaba sahip olan kişilerin kestiklerini yemek helaldır. Ancak bir şartla: Kesilen hayvanın bizim dinimizde yenilmesi helal olan hayvanlardan olması lazımdır.

Bunun delili Kur´an-ı Kerimdeki Maide suresinin 5. ayeti kerimesidir. Ayetteki “ Taamdan”murad ehl-i kitabın kestikleridir. Bu görüş, İbni Abbas´ın ve Cumhur-u müfessirindir. Öyle ki Allah´ın (c.c), onların bazı kere kesim esnasında Allah´ın adından başka isimleri zikrettiklerini bildiği halde, kestiklerini helal kıldı.

Fakihlerden bir bölüm, kesim esnasında kitabininde besmele çekmesini şart koştu. Eğer besmele çekmez ise, haram olur. Fakat müslüman, kitabinin Allah´ın ismini zikrettiğini veyahut başkasının ismini zikrettiğini bilmediği zaman, kestiği helal olur.

İmam Zuhri´den rivayet edildiğine göre sahihi Buhari´de şöyle beyan ediliyor: Arap hıristiyanların kestiğini (yemede) bir beis yoktur. Eğer Allah´ın isminden başkasının ismini çektiğini duyarsan yeme. Ve eğer duymazsan, Allah onların küfürlerini bildiği halde onu size helal kıldı. (Yes´eluneke fiddini vel-hayati, Dr. Ahmed Şerebaşı – Cild:2, sahife:292)

KAYNAK: 24

El-İmam Ebu Bekir bin El-Arabi, Maide suresinin 5. ayeti hakkında diyor ki:“ Bu, av ve ehl-i kitabın taamlarının (kestiklerinin) Allah tarafından mubah kılındığına kat´i delildir ve mutlak helaldır. Yahudi bir kadının koyun pişirip ikram etmesi ve Resulullahın da yemesi, ayrıca Buhari ve Nesei´nin Hz. Aişe validemizden rivayet edilen hadisin beyanı gösteriyor ki, bunda bir şüphe yok.

El-İmam El-Kurtubi zikretti ki: Bütün İmamların tahriri şudur: Her hıristiyanın kestiği helaldır. Yahudilerin de kestikleri helaldır. Kesimi yapanın besmeleyi terk etmesini, üzerine Allah´ın isminden başkasının isminin zikredildiğini müslüman bilmezse, ondan yemek helaldır.

El-Fakih El-Hanefi Muhammed bin Abidin şöyle zikretti: Kitabinin kestiği helaldır. Çünkü Allah, Maide suresinin 5. ayetinde bunu böyle beyan etti.

Hindiyye fetvalarında şöyle beyan edildi: Şüphesiz kitabinin kestiği yenir. Ancak müslüman, kitabinin kesim esnasında Allah adından başkasının ismini zikrettiğine şahid olursa, yenmez.Hz. Ali´nin aynı mealde sözleri var.(Yes´eluneke fiddini vel-hayati, Dr. Ahmed Şerebaşı – Cild:2, sahife:301)

KAYNAK: 25

Sabiin ve Samirii´den her kim yahudi ve hıristiyan dinini Din edinirse, kestiği yenir, kadınları ile (evlenmek) helal olur. Hıristiyanın ve yahudunin kestiği helal olduğu gibi, iki dini cem ederek inanan kişinin hükmüde aynı tek bir hükümdür.(EL-UMM, El-İmam Ebi Abdullah Muhammed bin idris Eş-Şafii – Cild:4, sahife:289)

KAYNAK:26

Ehl-i kitab hayvan boğazlarken müslüman yanlarında bulunmaz ve ne dediklerinden haberi olmazsa veya yanlarında bulunurda onlar besmele veya Allah´ın ismini anarak kestiklerine şahit olursa, o taktirde yiyebilir.

(Fetevayi Hindiyye ve El Mebsut)

KAYNAK: 27

İslam dini, onların nasıl boğazladığını araştırmamızı emretmiyor. Sadece iki durumdan birini açıklayarak bizi serbest bırakıyor. (Bir önceki kaynaktan naklettiğimiz gibi.)O halde hıristiyan olan Batı ülkelerinde bulunan işçilerimizin mezbahaya gidip onların nasıl kestiklerini araştırmalarına gerek yoktur. Çünkü dinimiz böyle bir külfeti lüzumlu görmemiştir. Kendi kendimize sıkıntı çıkarmamızda bir yarar yoktur. Kaldı ki Şafii mezhebine göre, bir hayvanı bogazlarken besmele çekmek veya Allah´ın ismini anmak şart değildir. Hatta besmeleyi kasden terketse bile boğazladığı hayvandan yemek caizdir. Haram olanı, Allah´tan başkasının adı anılarak kesilen hayvandır. Görüldüğü gibi, hak bir mezheb besmelesiz boğazlanan hayvanın helal olduğunu İçtihad yoluyla tesbit edip ortaya koymuş ve müslümanlara bu hususta bir kolaylık-sağlamıştır.( fıkhu-Ala-Mezahibi-Erbaa,Cild:1sahife:722)

KAYNAK: 28

Bir yerden yuvarlanıp yaralanan, süsülerek bitkin hale sokulan, karnı yarılan veya hasta durumda olan bir hayvana dikkat edilir, İmam Ebu Hanife´ye göre: az da olsa hayat belirtisi varsa, besmele getirip boğazlanır ve eti yenilir. Sahih olan ve fetvaya uygun görülen de budur.

(El-Muhit, Radiyuddin Serahsi)

KAYNAK: 29

Boğazlayacağı hayvanın ölü veya diri olduğunu kesinlikle bilmez sadece küçük çapta bazı belirtiler sezer ve buna dayanarak boğazlarsa, İmam Ebu Hanife´ye göre: hareket göstermezse bile, normal biçimde kan akması kafidir.

Hasta bir hayvan boğazlandığında hiçbir hareket göstermez sadece ağzını yumarsa, eti yenir. Ağzını açarsa, yenilmez. Ağzını değilde gözlerini açarsa, yenilmez. Kaparsa yenir.Ayaklarını toplarsa yenir.

(El-Bedayi, Kasani)

Tabii bütün bunlar, boğazlarken ölü veya diri olduğu kesinlikle bilinmeyen hayvanlar hakkındadır. Boğazlanırken diri olduğu kesinlikle bilinirse, artık boğazlandıktan sonra bu gibi belirtiler dikkate alınmaz.

(Siracul-vehhac)

KAYNAK: 30

Ehl-i kitabın kestikleri, Müslümanlara helaldır. Bu ehl-i kitap ister israil neslinden olsun, ister başkasından. Yani arap ve acemden olsun fark etmez, musavidir. Ehl-i kitabın dini ister Kur´anın nüzulünden önce kabul etmiş olsun, ister nüzulünden sonra yine fark etmez, müsavidir.

(Muhtasaruttahavi, El-İmam Ebu Cafer Ahmed bin Muhammed bin Selamettahavi El-Hanefi – Sahife:178)

KAYNAK: 31

Müslümanların ve kitab ehli olan yahudi ve hıristiyanların....... besmele ile boğazlayacak oldukları hayvanların, eti yenen hayvanlar olmak şartıyla etleri yenir. Besmelenin unutularak terk edilmiş olması zarar vermez. Hatta kitab ehlinin besmele deyip-demedikleri bilinmediği taktirde de kestikleri eti yenen hayvanlar helal olur. COĞUNLUĞUN GÖRÜŞÜ BUDUR.(Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali – Sahife:399, Madde:65-66)

KAYNAK: 32

Müslüman ve Kitabinin (yahudi ve hıristiyan) kestiği helaldır.

(Tuhfetul-Muluk, Zeyneddin Muhammed İbni Ebi Bekir bin Abdulkadir Er-Razi – Sahife:216, Madde:272)

KAYNAK: 33

Her Müslüman ve kitabinin (yahudi ve hıristiyanın) kestiği helal olur. Mecusi ve putperestlerin kestiği helal olmaz. Kesenin ya müslüman olmasına, ya kitabi olmasına(ister yahudi olsun, ister hıristiyan olsun) itibar edilir. İster bizim nezdimizde, ister onların nezdinde olsun, kesilen şeyin helal (yenmesi helal olanlardan) olması eşittir. Bizim dinimizde haram olan şeyin, onlar tarafından veya müslüman tarafından kesilsin fark etmez, o şey her halukarda haramdır.

(KİFAYETUL-AHYAR, El-İmam Takiyuddin Ebi Bekir bin Muhammed El-Huseyni El-Hısni Ed-Dımışki Eş-Şafii – Cild: 2, sahife:140)

KAYNAK: 34

Kesim esnasında beş şey Müstehab olur:

1 – Besmele çekmek

2 – Peygamberimize salat-u selam okumak.

3 – Keserken kıbleye karşı çevirmek.

4 – Tekbir getirmek.

5 – Kabulü için dua etmek.

“Fe külü mimma zukiresmullahi aleyh” ayeti delalet ediyor ki besmele çekmek Müstehabtır.

Sahiheyn de rivayet edildiğine göre, Resulü Ekrem kurbanını keserken “ Bismillah” derdi. Ve eğer besmele çekmeseydi helal olurdu. Çünkü Allah, Ehl-i kitabın kestiklerini Mubah kıldı. Halbusaki onlar, çok kerre besmele çekmiyorlar. Ve yine Sahiheyn de rivayet edildiğine göre; Bir takım insanlar dediler ki:” Ya Resulullah! Arabilerden bir takım insanlar bize et getiriyorlar. Üzerine Allah´ın adının anılıp-anılmadığını bilmiyoruz!” Peygamberimiz buyurdu ki:” Siz besmele çekin ve yiyin.” Bu delalet ediyor ki, besmele farz veyahut vacip değildir. Bundan başka deliller de vardır.(KİFAYETUL-AHYAR – Cild: 2, sahife:148)

KAYNAK: 35

Ulema, bir yahudi ve hıristiyanın Allah´ın adını anmayarak kestiği hayvanın helal olup-olmadığı hususunda ihtilaf etmişlerdir. İbni Ömer(r.a)´a göre bu, helal olmaz. Rebianin sözüde budur. İlim ehlinin ekserisi ise, helal olacağı görüşüne gitmişlerdir. Nitekim Şa´bi ve Ata (r.a);“İsa´nın adına kesen bir hıristiyanın kestiğinin helal olup-olmayacağı?” sorulduğunda:”Helal olur. Çünkü Allah´u teala onların ne dediğini bildiği halde kestiklerini helal kılmıştır.” diye cevap vermiştir.

Binaenaleyh bir yahudi veya hıristiyanın kestiğini acaba kimin adına kesti diye tetkik etmeden, görünen halleriyle iktifa edilerek yemek caizdir.

Ehl-i kitabın zahiri halleriyle yetinilmek caiz olduğuna göre, müslümanlık iddiasında bulunan her hangi bir kimsenin de dış görünüşüyle yetinmek caiz olacağından, ehl-i sünnet olsun-olmasın islami mezheplerden hepsinin kestiğinin helal olduğunda da şüphe yoktur. Ancak, mürted olan kimse ve benzerlerinin kestiği helal olmaz.

(RUHUL-FURKAN TEFSİRİ, Mahmut Ustaosmanoğlu – Cild:6, sahife:279-280)

NETİCE:

HULASA VE İHTİYAT

Medine´de Ehl-i kitab´la birlikte aynı ortamda yaşamını sürdüren Hz.Peygamber ve ashabının, yemek-içmek gibi gayet doğal bir takım beşeri ilişkilere girmesi, sosyal hayatın bir gereğidir. Aynen bizlerin, başta Almanya olmak üzere bütün Avrupa ülkelerindeki durumları ve sosyal yaşantıları gibi. Zira Peygamberimizin aynı iklimde yaşamaları, aynı toprakları ekip-biçmeleri ve aynı pazarda alış-veriş yapmaları gibi sosyal şartlar, böyle bir ilişkiyi kaçınılmaz kılmaktadır. Bu nedenle gerek Kur´anda ve gerekse Sünnetle, nelerin yenilip-yenilemeyeceğine dair bazı kuralların konulduğu görülmektedir. (Maide, En´am, Hac)

Ehl-i Kitabın yiyeceklerinin müslümanlara helal olup-olmadığı konusundaki kurallarda bunlar arasındadır. Kur´anda, onların yiyeceklerinin durumu hakkındaki ifadeler son derece açıktır:

“ Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitab verilenlerin yemeği, size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldır.“ (Maide: 5)

Alimlerin büyük bir kısmına göre, ayette geçen Ehl-i Kitabların yiyeceklerinden maksad, onların kestikleri hayvanlardır. İfade her ne kadar genel olsada, tahıl, sebze, ve meyve türü şeyler zaten tartışmaya konu olmadığı için, “TAAM“ ifadesi, sadece onların kestikleri hayvanların etleri şeklinde anlaşılmıştır. (Kurtubi, İbni-Kesir, İbni-Kudame, Tefsir Reşid Rıza, Tecrid-i Sarih). Ancak ayetteki ifadenin genel olarak anlaşılmaması için hiç bir neden yoktur.

Zira kasdedilen yalnızca Ehl-i Kitab´ın kestikleri olsaydı, “TAAM“ yerine “ZEBH“ yada“ZEKAT“ gibi kesmek manasına gelen kelimeleri kullanılırdı ki, bu durumda kestiklerinin dışındaki yiyeceklerin helal olması imkansız olurdu. Oysa “TAAM“ terimi kullanılmak suretiyle, onların kestiklerinin dışındakiler de dahil, bütün yiyeceklerinin helal kılındığı ifade edilmiştir. ( El-helalu vel-haramu fil-İslam, Yusuf el-Kardavi)

Nitekim ashabın, onların kaplarını kullanma konusundaki endişeleri, bu görüşü destekler mahiyettedir: Ebu Sa´lebe el-Huşeni bir gün Nebi´ye (s.a.v):“ Ey Allah´ın Resulü, biz Ehl-i Kitabın yaşadığı bir bölgede(Şam´da) yaşıyoruz. Onların kaplarını kullanıp içinde yemek yiyebilirmiyiz?“ diye sorar. Bunun üzerine Nebi (s.a.v) şöyle der:“Eğer siz, Ehl-i Kitabın kaplarından başka yemek kabı bulabiliyorsanız, onların kaplarından yemeyin! Şayet bulamı-yorsanız, onların kaplarını önce yıkayıp sonra ondan yiyebilirsiniz.“ ( Buhari ve Müslim, Tirmizi ve Nesai) Ashabın Resulullah´a onların kaplarıyla yemek yemenin hükmünü sorması, kestiklerinin dışındaki yiyeceklerinin de dikkate alındığını gösterir. Bu durumda, ayetteki “TAAM“ teriminin, sadece kestikleri hayvanların etleri değil, onların bütün yiyeceklerini kapsamına aldığı anlaşılmaktadır.

Alimler, bu hükmün, içinde domuz eti pişirilen ve şarap içilen kaplar hakkında olduğunu, şayet bu kaplarda İslam´a göre haram kabul edilen gıda maddeleri yenilmiş veya pişirilmiş ise, ya kullanılmaması yada mutlaka yıkanması gerektiğini belirtirler. (Fethul-Bari, Kastalani)

Dolayısıyla buradan, Peygamber(a.s.v)`ın yiyecek maddeleri ve hayvan kesimi konusunda Ehl-iKitabın İslami usullere uyup-uymadığını dikkate aldığı şeklinde bir sonuca ulaşmak mümkündür. Nitekim İbni Kesir, bu görüşü destekler mahiyetle bir açıklama yaparak, özellikle şu hususa dikkati çekmektedir:“ Ehl-i Kitabın kestikleri hayvanların etinin yenmesi konusunda alimler icma etmişlerdir. Çünkü onlar Allah´tan başkası adına hayvan boğazlamayı haram saydıkları gibi, boğazladıkları hayvanlar üzerine de Allah´ın adını anmaktadırlar.“(İbni Kesir – Cild:2, sahife:19-20)

O halde ayette geçen ifade, mutlak anlamda Ehl-i Kitabın kendi dinlerine göre helal saydıkları bütün yiyecek ve içecek maddelerinin mubah olduğu şeklinde degil, İslami usullere aykırı olmayanların helal kılındığı şeklinde anlaşılmalıdır. ( Ed-Düsturul-Kur´ani fi Şuunil-hayati) Zira böyle genel bir ifade, bir önceki ayette geçen özel ifadelerle kayıtlanmıştır.

Buna göre, leş, kan, domuz eti, Allah´tan başkası ve dikili taşlar (putlar) adına boğazlanan hayvanların etleri yasaklanmıştır. (Maide:3, En´am:118;121;145) Bu yasaklanmış yiyeceklerden biri yada bir kaçı Kitab Ehlinin inancına göre helal kılınmış olabilir. Nitekim domuz eti ve Mesih yahut azizler adına kesilen hayvanların etleri bunun gibidir.

Bu durumda Ayetteki genel “TAAM“ ifadesinin; İslami usullere göre mübah kılınmış “TAAM“ şeklinde kayıtlanmasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Aksi halde ayette geçen bu genel ifadeye göre, domuz eti gibi onlarca helal sayılan yiyecek maddelerinin de müslümanlar için helal sayılacağı gibi bir sonuca ulaşmak kaçınılmazdır. Hanefi ve Hanbeli fakihleri de bu görüştedir; onlara göre, kitap ehlinin kestiğinin helal olabilmesi için, müslümanın kestişinde aranan şartların onda da bulunulması gereklidir. ( Ahkam İbnul-Kayyım, Tefsir Reşid Rıza, el-Fıkhul-İslami ve edilletuhu – Vehbe Zuheyli)

Bununla birlikte Nebi´nin (a.s.v), bazı uygulamalarında bu tür ayrıntılara girmeden Ehl-i Kitab´ın kestiklerinden yediği, yiyenleri de ikaz etmediği görülmektedir. Nitekim sahabi Abdullah b. Muğaffilin ifadesine göre, kendisi Hayber seferi esnasında bir yağ kırbası ele geçirmiş ve ondan kimseye vermemişti. Nebi (s.a.v) onun bu halini görünce tebessüm etmiş ve onayladığını göstermişti. ( Buhari, Müslim, Nesei ve Darimi)

Yine Hayber Yahudileri, Peygamber´e bir koyun hediye etmişler, ancak koyunu zehirlemişlerdi. Budu çok seven Peygamber, ondan bir parça almış, ağzına götürdükten sonra tükürmüştü; Fakat dişleri ve gırtlağında zehirin izi kalmıştı. Hatta son hastalığında bu zehirin etkisiyle can damarlarının kesilir gibi olduğunu söylemiştir. (Buhari, İbni Kesir)

Bu olayda Peygamberimizin Yahudilerin kesip pişirdiklerinden yemiş olması, ayette geçen ifadeyi te´yid etmektedir. Bunlar hakkında herhangi bir sual sormaması ise, İbni Kesir´in belirttiği gibi, onların kestikleri hayvanlar üzerine Allah´ın adını andıkları şeklinde yorumlanmalıdır. Zira böyle bir ayrıcalığın Ehl-i Kitab´a tanınıp, müşrikler gibi, diğer dini guruplara tanınmaması, Kitap ehlinin, kestikleri üzerine Allah´ın adını andıklarından ileri gelmektedir. Nitekim alimlerin coğuna göre, Hıristiyan beni Tağlib Araplarının kestiklerinin yenilmemesi bu nedenledir. Hz. Ali´nin ifadesine göre, onlar Allah´ın adını anmadıkları gibi, Hıristiyanlık adına yaptıkları tek şey şarap içmekten ibaretti. Bu nedenle alimlerin büyük çoğunluğu, kestiklerinin yenilmemesine hükmetmişlerdir. (Kurtubi, İbni Kesir ve İbnil-Kayyım)

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, öncelikle ayette geçen ifadenin Ehl-i Kitab´ın bütün yiyecekleri hakkında kullanılmış genel bir ifade olduğu, yenilmesi yasak olanların açıklandığı diğer ifadelerin ise, kayıtlayıcı ifadeler olduğu vurgulanmalıdır. Zira, bu şekilde İslama göre haram kılınmış yiyeceklerin, Ehl-i Kitabın taamından istisna edilmesi mümkündür. Aksi halde Allah´tan başkası adına kesilenler ( domuz eti, kan, leş ve şarab) gibi maddelerin de mübahlık belirten genel ifadeye dahil edilmesi mümkün olacaktır. Hz. Peygamberin, Ehl-i Kitabın kestiklerinden yemeside, bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Her ne kadar uygulamalar yeterince ayrıntılı ve açık olmasada, Ehl-i Kitabın yiyecekleri konusunda onun bu yasaklayıcı ifadeleri dikkate almadığını gösteren bir haber de mevcut değildir. Aksine, onların kaplarından yemenin hükmünü açıklarken, Kitap ehlinin islami kurallara uyup-uymadığını dikkate aldığını gösteren ifadeler mevcuttur. Bu nedenle Hz. Peygamberin, onların yemeğinden veya kestiğinden yerken, bunların Allah´ın yasak ettiği yiyecek maddelerinden olmamasına dikkat ve özen gösterdiğini söylemek mümkündür.

HÜLASA-İ KELAM :

İmam Şafii diyor ki;“Vücud´tan çıkan kan abdesti bozmaz.“İmam Ebu Hanife diyor ki;“ Vücud´tan çıkan kan abdesti bozar.“ Bugün her ikisi ile de amel eden müslümanlar var. Hiç biri diğerine muhalefet etmiyor ve karışmıyor. Aynen bunun gibi,bazı Müfessirler, Fakihler, Müctehidler ve Alimler yenir diyor, bazıları ise bir takım şartları ileri sürerek yenilme- sine veya yenilmemesine hüküm veriyor.

Öyle ise, şimdi biz ne yapacağız? Doğrusu buna kesin cevap vermek zor. Zaten böyle bir cevabı vermeye kalkışmak, başlangıçtaki “izah ve ikaz“ maddelerinin birinci maddesine ters düşer. Hem biz, fetva makamı değiliz. Hemde biz, başlangıç yazısının 30. Maddesinde beyan ettik ve ihtiyaten gereken tavsiyeyi yaptık. Öyle ise, son sözümüz şu olacaktır: Bu konuda bin müftü lehte veya aleyhte fetva versede, sen iman dolu kalbine danış. Allah cümlemizi haramlardan ve günahlardan korusun! Hakkı hakk bilip hakka ittiba etmeyi, batılı batıl bilip batıldan ictinap etmeyi müyesser eylesin. (AMİN)

MÜDEKKİK: Muderrisim hoca....Almanya

Son Güncelleme (Cuma, 29 Aralık 2017 21:04)